Yan projeler neden hep yarım kalır?
İstemediğim için değil, çoğu zaman başlamadan önce çok düşündüğüm için. Bitirmenin başlamaktan daha önemli olduğunu kabul etmek üstüne notlar.
Ben Mert. Gündüz back-end geliştiriciyim, gece kahve yapıp not biriktiriyorum. Bu site yazdığım her şeyin bir arşivi — ne kadar yarım kalmış olsa da.
Her sistem yöneticisinin bildiği o sabahlardan biriydi: kullanıcılar e-postalarına erişemiyor, bir mailbox veritabanı bir türlü mount olmuyor ve elimde sadece kriptik bir hata kodu var: **-1022**. İlk refleksim çoğu kişininki gibi "disk bozuldu" oldu — ama olay hiç de öyle değildi. Saatler süren teşhisin sonunda karşıma, çok da konuşulmayan bir suçlu çıktı: **NTFS'in dosya parçalanma limiti (system error 665)**. Tek bir veritabanı dosyası tam **1,7 milyon parçaya** bölünmüştü. Bu yazıda, o veritabanını **tek bir byte veri kaybetmeden** nasıl kurtardığımı; ardından aynı tuzağa bir daha düşmemek için tüm veritabanlarını nasıl **64 KB'lik, doğru yapılandırılmış SSD disklere taşıdığımı**; yol boyunca karşılaştığım antivirüs kilitlerini, yedekleme/log birikmesi sorunlarını ve bunların hepsini nasıl çözdüğümü adım adım paylaşıyorum. Aynı hatayı gören birine bu notların saatlerce zaman kazandıracağını umuyorum — çünkü o sabah bana kazandıracak böyle bir yazı yoktu. 🙂
İstemediğim için değil, çoğu zaman başlamadan önce çok düşündüğüm için. Bitirmenin başlamaktan daha önemli olduğunu kabul etmek üstüne notlar.
Yazılan her satır bir borçtur. Bu borcu nasıl azaltıyorum üzerine.
React'te en çok hata ürettiğimiz yer burası. Linterin haklı olduğunu kabul edip etmemek arasındaki gerilime dair.
Editör seçiminin teknik olduğu kadar duygusal bir karar olduğunu kabul ediyorum.
tsvector ve tsquery ile yola çıkıp Türkçe karakterlerde patladığımız o gece üzerine.
İki gün, evde, telefonsuz. Beklediğim huzur olmadı.
İki şirkette de aynı hikâye: parlak başlangıç, üç ay sonra terk edilmiş bir Storybook.
Hafta sonu da çalışmak gerektiğine inanıyormuşum gibi davranmamı kim öğretti?